01-YÜKSEK LİSANS TEZLERİ

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 14372
  • Item
    Tasarım Kavramı ve Koruma Kapsamı
    (Ankara Üniversitesi, 2022) Bilgin,Fatmanur
    Kümülatif koruma, fikri mülkiyet hukuku ve tasarım hukukunda anlamını bulur. Tasarımların farklı özellikleri nedeniyle birçok yasal koruma söz konusu olabilir. Böylece tasarım sahibi, tasarım yasasının yanı sıra telif hakkı, marka, patent-faydalı model ve haksız rekabet hükümlerine de güvenebilir. Tescilli ve tescilsiz tasarımlar fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunmaktadır. Fikri mülkiyet koruması ile haksız rekabet koruması arasındaki ilişki bir tartışma konusudur. Haksız rekabet hukukuna göre fikri mülkiyetin korunmasına son veren tasarımların korunmasının, tasarımın koruma amacını aştığı ve piyasadaki rekabet ortamını olumsuz etkilediği doktrinde belirtilmektedir. Tasarımların kümülatif korumasında uygulanacak korumanın konusu ve amacı dikkate alınarak koruma koşullarının ve sınırlarının belirlenmesi önemlidir.
  • Item
    Toplumsal cinsiyet eşitsizliği tartışmaları bağlamında Kadem Derneği'nin İstanbul Sözleşmesine yaklaşımı
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Tay,Gülistan
    Bu çalışmada İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin ardından KADEM'in (Kadın ve Demokrasi Derneği) sözleşmeye yönelik fesih kararına tepki vermemesinin arka planındaki temel faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda söz konusu derneğin kamuoyu açıklamaları ve sosyal medyadaki paylaşımları üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; cinsiyette "eşitlik" kavramı yerine "adalet" prensibini esas alarak çalışmalarını yürüten ve kadına karşı her türlü şiddeti reddedip engellemeyi hedefleyen; bu yüzden kadınların toplumda bilinçli bireyler olarak şiddetin farkında olmaları amacıyla faaliyetler yürüten KADEM Derneği'nin İstanbul Sözleşmesi'nden Türkiye'nin tek taraflı olarak çekilmesinin ardından, sözleşmenin fesih kararına karşı çıkmamasının temelinde; vizyon ve misyon kaygılarının yanı sıra, toplumsal ve politik nedenlerin olduğu görülmüştür. In this study, it is aimed to explain the main factors behind the KADEM Association (Women and Democracy Association) not reacting to the annulment decision against the Istanbul Convention after the termination of the Istanbul Convention. In this context, literature review, public statements and data in social media were collected and evaluated. According to the findings obtained in the study; carrying out its activities based on the principle of "justice" instead of the concept of "equality" in gender and aiming to reject and prevent all kinds of violence against women; Therefore, on the basis of KADEM Association, which has made great efforts to make women aware of violence as conscious individuals in the society, did not oppose the annulment decision of the convention after Turkey unilaterally withdrew from the Istanbul Convention, which is an international document against violence; In addition to vision and mission concerns, it has been determined that there are social and political reasons.
  • Item
    AVRUPA BİRLİĞİ PROJELERİNİN KAMUDA İÇ DENETİMİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Çevik, Özgür Serkan
    İlk olarak denetim, farklı iş kollarında, anlamları farklı olan ve zaman içerisinde teftiş ve revizyon gibi kavramlar ile kıyaslanırken günümüzde şeffaflığın yanı sıra hesap verilebilir olmayı sağlayan ve gerçek anlamda katma değer yaratan bir kavramdır. İş sektörlerindeki yaşanan gelişmeler, kamu yapısını da etkilemiş ve etkilemeyi devam ettirecektir. Bu etkileşimin en önemlisi de iç denetimdir. İşletmenin yürüttüğü faaliyetlerin daha iyi ve geliştirmek için işletmenin amacına ulaşma noktasında yararlı olmaya çalışan iç denetim, fonksiyonel olarak bağımsız ve objektif olarak güvence ve danışmanlık faaliyetini içerir. Ülkemizin özellikle Avrupa Birliğine üyelik müzakerelerinden dolayı, kamunun yönetim alanında da değişmesi ve dönüşeme ihtiyaç duyulmuştur. 2003 yılında yürürlüğe giren “5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” kamu yönetiminde planlı ve performans esası bütçe sistemi, iç kontrol, iç denetim, faaliyet raporları gibi yeni kavramların girmesini sağlamıştır. Dolayısıyla Türk Kamu Yönetimi’nde kontrol, ve soruşturma odaklı olarak denetim anlayışla birlikte makul güvence ve danışmanlık odaklı bir iç denetim kavramı da yerini almıştır.
  • Item
    PERFORMANS YÖNETİMİNDE İÇ DENETİMİN ROLÜ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Ata, Çisem
    Bu çalışmanın konusu; günümüzde değişen yönetim anlayışı ile gereklilik haline gelen performans yönetimi ve iç denetim kavramlarının kamu ve özel sektör faaliyetlerinde yeri ve önemi incelenmiştir. Çalışmanın amacı; Örgütün ihtiyaçları doğrultusunda, kuruma değer katma amacıyla yapılan bu denetimler; mali denetim, performans denetimi, uygunluk denetimi, bilgi teknolojileri denetimi ve iç kontrol denetimi şeklindedir. Performans yönetiminde iç denetimi faaliyeti olarak yürütülen performans denetiminin etkisi ve gücü ortaya koymak amaçlanmıştır. Yalnız özel sektör değil kamu sektörü içinde performans denetimi ile program, proje, süreç ve faaliyetlerin; ekonomiklik, verimlilik ve etkililik bakımından etkileri ve yararlarına değinilmiştir. Çalışmada; performans, performans yönetimi, iç denetim ve performans denetimi kavramları tek tek ele alınıp açıklanmış ve birbirleriyle olan ilişkileri incelenmiştir. Performans yönetiminin; örgütler açısından avantaj ve dezavantajları sıralanmış, iç denetim ile gerçekleştirilecek performans denetiminin neden gerekli olduğu üzerinde durulmuştur. Bu çalışma ile kamu sektörü ve özel sektör, performans yönetimi ve performans denetimi süreçlerinin geliştirilebileceği düşünülmektedir.
  • Item
    KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ İNSAN KAYNAKLARI UYGULAMALARININ ÇALIŞAN MOTİVASYONUNA ETKİSİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Soysaldı, Gökçe Baydar
    Sanayi devrimi sonrası firmaların en önemli sorunlarından biri düşük maliyetle daha çok çıktı üretebilmek olmuştur. Bu sayede bilimsel yönetim yaklaşımı ortaya çıkmış, çalışan verimliliğini arttırmak için günümüze kadar birçok farklı yöntem denenmiştir. Çalışan verimliliğinin en önemli unsurlarından biri olan “motivasyon” kavramı üzerine de çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, çalışma yaşamındaki insan unsurunun başta karakter olmak üzere duygu, düşünce, tutum ve davranış bakımından birbirinden oldukça farklı olduğu varsayımı ile insan kaynakları departmanları tarafından geliştirilen uygulamaların kişiye özel hale getirilmesinin motivasyon artışı üzerindeki etkisini anlamaya çalışmaktır. Çalışmanın kavramsal temelleri, bilimsel yönetim yaklaşımı, motivasyon kuramları ve çalışan deneyimi yaklaşımı üzerine kurulmuştur. Kişiselleştirilmiş insan kaynakları uygulamalarının motivasyon üzerine etkisini ölçmeye yönelik olarak, savunma sanayiinde çalışan bir grup çalışana anket uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, insan kaynakları uygulamalarının kişiselleştirilmesinin çalışan motivasyonu üzerinde artış sağlayabileceği düşünülmektedir. With the increase in production after the industrial revolution, one of the most important challenges of companies has been to produce more output at low cost. Thus, a scientific management approach has emerged, and many different methods have been adopted to increase employee productivity. Various studies have also been conducted on the concept of "motivation", which is one of the most important elements of employee productivity. The aim of this study is to elaborate on the impact of personalized the practices developed by the human resources departments to increase motivation, with the assumption that the human element in working life is quite different from each other, especially in character, in terms of emotion, thought, attitude and behaviour. The conceptual foundations of the study are based on scientific management approach, motivation theories and employee experience approach. In order to measure the impact of personalized human resources practices on motivation, a questionnaire was applied to a group of employees working in the defence industry. As a result of the research, it is found out that the personalization of human resources practices can increase employee motivation.
  • Item
    DOĞAL GAZ VE LNG DIŞ TİCARETİNDE KULLANILAN ÖDEME VE TESLİM ŞEKİLLERİ: ERTUĞRUL GAZİ FSRU GEMİSİ İÇİN UYGULANABİLİRLİĞİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Demir, Şükrü Utku
    Geçmişten günümüze enerji ülkeler için önemli bir konu olmuştur. Ülkemizde en çok kullanılan enerji kaynağı doğal gazdır. Bu çalışma, doğal gaz ve LNG dış ticaret işlemlerinde kullanılan teslim şekillerini ve ödeme şekillerini incelemektedir. Bu kapsamda, BOTAŞ enerji arz güvenliğini sağlayan ve doğal gaz ve LNG ithalatını gerçekleştiren kuruluştur. Çalışmanın amacı, BOTAŞ’ın dış ticaret işlemlerinde kullandığı teslim ve ödeme şekillerini değiştirmesi durumunda finansal olarak kazanç sağlayabileceğini ortaya koymaktır. Özellikle LNG ithalatında gümrük vergileri dahil alıcının tüm masrafları ödediği DPU (Delivered at Place Unloaded) teslim şeklinin yerine satıcının malı yükleme limanında teslim ettiği FOB (Free on Board) teslim şeklinin kullanılması kazanç sağlayacaktır. Bu kapsamda, Ertuğrul Gazi FSRU (Floating Storage and Regasification Unit) gemisinin FOB teslim şekliyle LNG ithal etmesinin BOTAŞ’a sağlayacağı kazançlar ele alınacaktır. Çalışma hazırlama esnasında, Ertuğrul Gazi FSRU gemisi hakkında bilgi almak için FSRU Müdürlüğü ile görüşme yapılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, ithal edilen LNG için ödenen ücretin içinde liman hizmeti ücretleri, sigorta, kanal geçiş ücreti ve yakıt gideri de bulunmaktadır. Ertuğrul Gazi FSRU gemisi FOB teslim şekliyle LNG ithal ederse ilgili işlemin operasyonel maliyetinin daha düşük olduğu görülmüştür. From past to present, energy has been an important issue for countries. The most used energy source in our country is natural gas. This study examines the delivery terms and payment methods used in natural gas and LNG foreign trade transactions. In this context, BOTAŞ is the institution that ensures energy supply security and imports natural gas and LNG. The aim of the study is to demonstrate that BOTAŞ can gain financially if it changes the delivery terms and payment methods used in foreign trade transactions. Especially in LNG imports, instead of DPU (Delivered at Place Unloaded) delivery term which the seller delivers the goods at the unloading port, using FOB (Free on Board) delivery term which the buyer pays all costs including customs duties will be beneficial. In this context, the gains that the Ertuğrul Gazi FSRU (Floating Storage and Regasification Unit) ship will provide to BOTAŞ by importing LNG with FOB delivery term will be discussed. During the preparation of the study, the FSRU Directorate was interviewed to get information about the Ertuğrul Gazi FSRU ship. According to the results of the study, the fee paid for imported LNG includes port service fees, insurance, channel toll and fuel expenses. If the Ertuğrul Gazi FSRU ship imports LNG with FOB delivery term, it has been observed that the operational cost of the relevant transaction is lower.
  • Item
    MEDYA VE EĞİTİM İLİŞKİSİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Kondolot, Tuba
    Sürekli gelişen ve kendini yenileyen teknolojinin insan yaşamının hemen her evresinde etkili olduğu görülmektedir. Günümüzde insanların birbirleriyle olan ilişkilerinde, bilgiyi edinme yollarında, eğlenmesinde, öğrenmesinde ve bilgiyi paylaşmada teknolojik araç ve gereçlerin önemi büyüktür. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte karşımıza çıkan yeni medya araçları birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da kişilere destek olabilmektedir. Yeni medyada yer alan ve toplumun bir parçası haline gelmiş unsurlardan biri de sosyal medyadır. Günümüz internet çağında sosyal medya kullanmayan kişi sayısı oldukça azdır. Sosyal medyanın doğru kullanılmadığı takdirde istenmeyen sonuçlara neden olabileceği bilinmektedir. Özellikle çocukların bu ortamdan olumsuz etkilenmemeleri için ebeveynleri tarafından kontrol edilmeleri gerekebilmektedir. Sosyal medyanın; teknoloji, ticaret, eğlence, eğitim, haber gibi daha birçok alan ile ilişkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, sosyal medya ve eğitim arasındaki ilişki ele alınmaktadır. Sosyal medyanın eğitimdeki yeri ve önemi, eğitime olumlu ve olumsuz etkileri, eğitim alanında sosyal medyanın hangi amaçlarla kullanıldığı, sosyal medyanın dil ve din eğitimine etkileri, medya ve dijital medya okuryazarlığının önemi ve etkileri çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. It is evident that technology, which is in a constant state of development and renewal, plays a significant role in almost every aspect of human life. Today, technological tools and equipment are of great importance in interpersonal relationships, information acquisition, entertainment, learning, and information sharing. New media tools that we encounter as technology advances can be beneficial for people in the field of education as well as in many other disciplines. One of the elements in the new media that has become a part of society is social media. In today's internet age, the number of people who do not use social media is minimal. It is known that social media can lead to undesirable consequences if not used properly. Particularly children may need to parental supervision in order not to be adversely affected by this medium. Social media is related to many other fields such as technology, commerce, entertainment, education, and news. This paper aims to examine the correlation between social media and education. This study focuses on the role and significance of social media in education, as well as its positive and negative effects on education. It also discusses the purposes behind utilizing social media in education, the influence of social media on language and religious education, and the significance and consequences of media and digital media literacy.
  • Item
    TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ TARİHİ GELİŞİMİ: SES, SESİN İLETİMİ, KAYIT EDİLMESİ VE DEPOLANMASI
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Yılkıran, Ali
    İletişim insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar önceleri birbirleriyle konuşarak iletişim kurmuşlardır. Zamanla göçler, nüfus artışı gibi sebeplerden dolayı yerleşim yerleri arasındaki mesafelerin artmasıyla insanlar birbirleriyle iletişim kurabilmek için değişik araçlara ihtiyaç duymuşlardır. Sesin ulaşamadığı yerlere ateş yakarak, duman çıkararak, mağara duvarlarına resimler çizerek güçte olsa iletişim sağlamaya çalışmışlardır. Nüfusun artması ve yeni şartların oluşmasıyla bu iletişim şekilleri ihtiyaçlara cevap veremez hale gelmiştir. Bunun üzerine insanlar yeni iletişim araçlarını geliştirme ihtiyacı duymuşlardır. (KILIÇ, Sadettin: 2014) Geliştirilen her kitle iletişim aracı bir önceki iletişim aracını ortadan kaldırmadan iletişimin kapsamını güçlendirmiş, zaman ve imkânı daha ekonomik, daha verimli kullanma olanağını da beraberinde getirmiştir. Günümüzde hem siteler hem de sosyal medya araçları iletişim çok farklı bir boyuta taşımıştır. İnsanların da bu gelişmeler siyasete, ekonomiye, felsefe ve diğer kültürlere bakış açısını değişmiştir. Günümüzde iletişim geçmiş dönemlerden oldukça farklıdır eski teknolojilerin yerini mesaj siteleri almıştır. Bugün artık hem analog sistemler hem de dijital ses kayıt sistemleri ses ve kayıtta ortak olarak kullanılmaktadır. Ses mühendisleri de çoğu zaman eski teknolojiden vazgeçememekle birlikte yeni teknolojisizde yapamamaktadır. Eski ve yeninin iç içe geçtiği ses teknolojisi alanında yeni gelişmeler kendini göstermeyi sürdürmektedir İcat hiç şüphesiz geliştirilen teorilerin bir sonucudur. Zaman içinde buluşun nasıl çalışabileceğini veya sesin fiziksel özelliklerinin nasıl manipüle edileceğini belirten teoriler her zaman teknolojik gelişmeden önce gelmiştir. 1880’li yıllardan bu yana ses tarihi boyunca üretilen her icat, ilk olarak teori olarak sunulmuştur. Kimi zaman bu teoriler uzun uğraşlar sonucunda kanıtlanabilmiştir. Bazı dönemlerde ise maalesef kanıtlanamamıştır. Ses ve kayıt tarihinin günümüzde geldiği noktada, kanıtlanmış teorilerin üstünlüğü ses tarihini de biçimlendirmiştir. Sonraki aşama da ise ortaya atılan teoriler gelişimin sürmesini sağlayacaktır.
  • Item
    TÜKETİCİLERİN HIZLI MODA ALGISI
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Çakar, Bengü
    Tarih öncesi çağlara kadar uzanan moda anlayışı tüketicilerin üzerinde derin bir etkiye sahiptir. 2000’li yılların başından itibaren rağbet gören Hızlı Moda (Fast Fashion) ise hızlı değişen moda trendleri, hızlı üretim, düşük kalite, düşük fiyat prensiplerini benimsemiş bir moda hareketidir. Bu iş modelini benimseyen hızlı moda markaları yüksek kâr elde etmektedir. Bu çalışmada hızlı moda anlayışının çevresel ve sosyal etkileri, tüketicinin gözündeki algısı ve uyguladığı sürdürülebilirlik çalışmaları incelenmiştir. Tüketicilerle değerlendirme yapılarak hızlı moda anlayışının kendi tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: hızlı moda endüstrisi, tüketici algısı, sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik çalışmaları Fast fashion has become a defining system of today's textile and clothing industry. High-speed production is a combination of production steps and sales tracking that enables the sample to be converted into a finished product in as little as three weeks. It is a system that aims to maximize the throughput of products for increased profit shares, as well as time, production, labor, capital and natural resources. In the face of this consumption understanding that has changed in the last 20 years, consumers' perceptions of this consumption model have been the subject of examination. In this study, the environmental and social effects of fast fashion, its perception in the eyes of the consumer and its sustainability studies were examined. The effects of fast fashion understanding on their consumption habits were examined by making evaluations with consumers. Keywords: fast fashion industry, consumer perception, sustainability, sustainability studies
  • Item
    İÇ KONTROL SİSTEMİ VE İÇ KONTROL SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİNDE İÇ DENETİMİN ROLÜ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Kayış, Burcu
    “İç kontrol sistemi ve iç kontrol sisteminin işleyişinde iç denetimin rolü” başlıklı bu projenin amacı; kurumlarda bulunan iç kontrol sistemi ve iç denetimin süreçteki rolü ve etkinliği konusunda bilgiler elde etmek ve çalışma sonucunda kurumlarda iç kontrol sistemi ve iç denetim farkındalığının oluşmasına katkı sağlamaktır. İç kontrol; idarenin faaliyetlerine makul güvence sağlayarak, faaliyetlerin verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesini, finansal raporlama sisteminin güvenilirliğini, yasa ve düzenlemelere uyumunu sağlayan üst yönetim ve çalışanları tarafından yönetilen bir sistemdir. İç kontrol faaliyetleri; riskleri, yönetim ile kontrollerinin yetkinliğini belirleyip geliştirerek gerekli kontrol sistemlerinin oluşturulması ve uygulanmasını sağlamak amacı çerçevesinde kurulan; iç denetim ise kurumlara değer katmak ve geleceğe yönelik olarak faaliyetlerin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla kurulan bağımsız ve objektif güvence sağlayan danışmanlık faaliyetidir. Bu çalışmada ayrıntılı olarak incelenen iç kontrol ve iç denetim kavramları sonrası, idarelerde oluşturulmuş iç kontrol sistemlerinde iç denetimin rolü ve önemi vurgulanmıştır. İç kontrol ve iç denetim detaylı olarak incelendiği çalışma sonucunda birbirlerinden farklı iki kavram olmalarına rağmen aralarında yakın ve güçlü bir ilişki bulunduğu; etkin ve etkili iç kontrol sistemlerinin mevcut olduğu kurumlarda iç denetimin faaliyetlerin etkinlik ve verimliliğini değerlendirmek ve sürekli değişimini teşvik etmek suretiyle kurumun etkin kontrollere sahip olmasına yardımcı olduğu görülmektedir. “In the functioning of the internal control system internal control system and the role of internal audit titled” internal control system and internal audit process in the institutions the aim of this project to obtain information on the role and effectiveness of the internal control system and internal audit as a result of the study is to contribute to the creation of awareness in institutions. Internal control is a system managed by top management and its employees, which ensures the efficient and effective execution of activities, the reliability of the financial reporting system, compliance with laws and regulations by providing reasonable assurance to the activities of the administration. Internal control activities; established within the framework of the purpose of establishing and implementing the necessary control systems by determining and improving the risks, the competence of management and controls; internal audit, on the other hand, is a consulting activity that provides independent and objective assurance established in order to add value to organizations and contribute to the development of activities for the future. After the concepts of internal control and internal audit, which were examined in detail in this study, the role and importance of internal audit in internal control systems established in administrations were emphasized. As a result of the study, in which internal control and internal audit were examined in detail, it was found that although they are two different concepts, there is a close and strong relationship between them; in institutions where effective and effective internal control systems are available, internal audit helps Decisively to have effective controls by evaluating the effectiveness and efficiency of activities and encouraging their constant change.
  • Item
    TESCİLSİZ TASARIMLARIN KORUNMASI
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Kızılay, Emine
    Bu çalışmada tescilsiz tasarımların korunması konusuna ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde tasarım ve tescilsiz tasarım kavramları, korumanın amacı ve tasarımın unsurları üzerinde durulmuştur. Çalışmamızın ikinci bölümünde koruma şartları ile koruma dışı haller açıklanmış, tescilli ve tescilsiz tasarımların korunması arasındaki farklar karşılaştırma yapılmak suretiyle irdelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise tescilsiz tasarım üzerindeki korumanın sona ermesi irdelenmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise tescilsiz tasarım hakkına tecavüz konusu ele alınarak tecavüz halleri ile tescilsiz tasarım hakkına tecavüzün belirlenmesinde dikkate alınmayacak hususlar ve sonuç kısmına yer verilmiştir. ABSTRACT In this study, explanations about the protection of unregistered designs are given. In the first part of our study, the concepts of design and unregistered design, the purpose of protection and the elements of design are emphasized. In the second part of our study, protection conditions and non-protection conditions are explained, and the differences between the protection of registered and unregistered designs are examined by making comparisons. In the third part of our study, the expiry of the protection on unregistered design is examined. In the last part of our study, the subject of infringement of unregistered design right is handled and the cases of infringement, the issues that cannot be taken into account in determining the infringement of unregistered design right and the conclusion part are given.
  • Item
    ÜNİVERSİTE HAFTALARI VE TOPLUM
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Aksoy, Fatma
    Cumhuriyetin yeni toplum hedefinde zihinsel inşa için en önemli adım üniversite olmuştur. Bu adımı takip eden üniversite haftaları, akademinin toplumla tanıştırılması hedefine yönelik 1933 reformunun icralarından birisidir. Cumhuriyet devrim ve ideallerinin toplumda benimsenmesi, toplumun aynı ilkeler çerçevesinde aidiyet hissini paylaşması namına hem ilmi gelişmelerin halka aktarılması hem de insan ve bilim merkezli yaklaşımların tanıtılması bir ihtiyaç olarak görülmekteydi. Bu sebeple teşkil edilen üniversite haftaları ilmin halka anlatılması, halk ile buluşturulması, memleket meselelerinin tespiti ve bunların akademiye taşınarak ele alınması, akademinin memleket sorunlarına hizmet eden gençler yetiştirmesinin aracısı olarak değerlendirilmektedir. Burada başat görevi üstlenen ise akademi ehli yani profesörlerdir. Bu bağlamda üniversite haftaları memleketin uygarlaşmasının önemli basamaklarından biri olarak görülmüştür
  • Item
    COVID-19 PANDEMİSİ VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM: UZAKTAN ÇALIŞMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Nizamoğlu, Arif Kaan
    Yeni tip koronavirüs olarak adlandırılan COVID-19, 2019 yılında Çin’in Vuhan eyaletinde ortaya çıkmış ve kısa sürede dünyayı etkisi altına almıştır. COVID-19’un yarattığı sağlık krizi, bireyleri, toplumları ve devletleri olumsuz etkilemiştir. Oluşan katostrofik ortam aynı zamanda işletmeleri ve faaliyette bulundukları iş dünyasını da etkilemiştir. Her geçen gün daha fazla önem kazanan bir kavram olarak karşımıza çıkan dijitalleşme COVID-19 pandemisiyle birlikte daha da ön plana çıkmıştır. Yapay zeka, bulut teknolojisi, blokzincir, üç boyutlu yazıcılar veya geniş bant internet gibi teknolojik varlıkların yaygınlaşması işletmeleri ve iş yapış biçimlerini önemli ölçüde değiştirmiştir. COVID-19 pandemisi öncesi dönemlerde de var olan uzaktan çalışma modeli, pandemiyle birlikte pek çok ülkede zorunlu bir şekilde uygulanmıştır. Devletler tarafından uygulanan kısıtlamalar sonucu COVID-19 pandemisinin yarattığı kriz ortamı, uzaktan çalışma modeline adapte olabilen işletmeler açısından bir fırsata dönüşürken kimi işletmeler açısından da çeşitli olumsuzlukları beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada teknolojik aygıtların varlığına bağlı olarak uygulanan uzaktan çalışma modelinin değerlendirmesi yapılarak, modelin kapsamı, türleri, avantaj ve dezavantajları ve ülke bazlı incelemelerine yer verilmiştir. Ayrıca çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalardan yola çıkılarak, uzaktan çalışma modelinin geleceğine dair çeşitli bilgiler aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Pandemi, Dijital, Dijitalleşme, Uzaktan Çalışma COVID-19, also known as novel coronavirus was originated in Wuhan, China in 2019 and has rapidly developed into a pandemic that thretened the whole world. The pressure of the COVID-19 pandemic on the healthcare system has negatively impacted individuals, societies and the countries on different levels. Similarly, the resulting catastrophic environment had unfavorable implications for the businesses and the overall business world. Digitalization, which was already a concept gaining importance before the pandemic, has been focused even more together with the course of COVID 19 pandemic. Recent advances in the technologies of artifitical intelligence, cloud technology, blockchain, 3D printing or broadband internet have significantly altered the nature of the businesses and how they operate in general. Although it existed before the pandemic, remote working has been implemented as a mandatory measurement during the COVID-19 pandemic. While some of the businesses were able to create opportunities as they have evolved themselves to successfully apply the remote work model, the crisis resulting from the the limitations implemented by the governments have resulted in various problems for some other businesses. In this study, the evaluation of remote work model, that revolves around the technological feasibility of the businesses, is reported. The study also includes the types of its applications, advantages and disadvantages of remote work together with a country-based analyis of this model. In addition, based on the research performed by several organizations, the (implications of the) future of the remote work is discussed. Keywords: COVID-19, Pandemic, Digital, Digitalization, Remote Work
  • Item
    İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA EGE’DE DÜZENSİZ GÖÇMENLERİN GERİ İTİLMESİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Torlak, Furkan
    Bu tezsiz yüksek lisans projesi kapsamında göç, göçmen, düzensiz göçmen, mülteci, sığınmacı ve geçicisi sığınmacı kavramları ele alınmış ve insan hakları bağlamında geri itme çerçevesi irdelenmiştir. Yine bu çalışmada Türkiye’nin göçmen politikası etüt edilmiş, Frontex’in ve Yunanistan’ın Ege’de Geri İtme hadiseleri incelenmiş, Uluslararası Kurumların aldığı tavırlar ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı ele alınmıştır. Araştırmada çok sayıda uluslararası yayından ve rapordan yararlanılmıştır. Proje kapsamında nitel çalışma yöntemi ile söz konusu yayınlar analiz edilmiştir. Çalışmanın temel bulgusu, Frontex’in Yunanistan makamları ile birlikte Ege’de göçmenlerin illegal olarak geri itilmesi olaylarına karıştığı, Yunan makamlarının bu hadiseleri inkâr ettiği şeklindedir. Gerek sivil toplum gerekse uluslararası kuruluşların baskısı ile Avrupa Birliği kurumları mülteciler lehine görüş bildirmiş olsa da yakın gelecekte koşulların mülteciler ve insan hakları lehine değişmesi mümkün gözükmemektedir. Within the scope of this non-thesis master's project, the concepts of migration, immigrant, irregular migrant, refugee, asylum seeker and temporary asylum seeker were discussed and the concept of push back was examined in the context of human rights. In the study, Turkey's immigration policy was studied, Frontex's and Greece's push-back events in the Aegean were examined, the attitudes of International Institutions and the decision of the European Court of Human Rights were discussed. Numerous international publications and reports were used in the research. Within the scope of the project, these publications were analyzed with the qualitative study method. The main finding of the study is that Frontex, together with the Greek authorities, was involved in the illegal push-back of immigrants in the Aegean, and the Greek authorities denied these events. Although the European Union institutions have expressed their opinions in favor of refugees under the pressure of both civil society and international organizations, it does not seem possible that the conditions will change in favor of refugees and human rights in the near future.
  • Item
    İÇ DENETİM VE İÇ KONTROL TEZSİZ YÜKSEK LİSANS
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Filiz, Hilal Başak
    Finansal tablolarda karlı gözükür iken muhasebesel hileli işlemlerle içi boşaltılarak batan şirketlerin sayısının artması dikkatleri denetim alanlarına çekmiştir. Şirketlerin batışının küresel çapta etkisi olması sermaye hareketliliği istemeyen devletler ve kuruluşlar tarafından düzenlemelerin üzerinde çalışılmasına neden olmuştur. Bu düzenlemelerden biri olan denetim komiteleri icracı yönetimden bağımsız olarak kurulan bir komitedir. Denetim komiteleri sunulan raporların yönetime, hissedarlara, kredi kuruluşlarına, ilgili ve özel kuruluşlara ve kamuoyuna güvenirliliğini sağlamaktadır. Corporate governance and internal audit is the first step to protect the rights of businesses and all interest groups. Corporate governance’s first goal is separate the share ownership and management. Corporate governance and distribution of duties within the enterprise is based on merit( assigning those with knowledge and experience instead of share ownership ) and this mentality increases the efficiency of the businesses.An effective internal audit ensures the continuity of business by preventing losses and leaks in business; despite all these measures; It could not be prevented that the shareholders and managers evacuate and sink the business with arbitary practies. For this reason, the audit committees that emerged provide te audit mechanism to prevent the shareholders and board of directors from emptying the companies; provides an audit mechanism to prevent bankruptcy and protect the rights of businesses and interest groups.
  • Item
    Kıbrıs Cumhuriyeti sorunsalı: Kuruluş ve çözülme (1960-1963)
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Ergürer, Yılmaz
    Tarihsel süreç içerisinde Doğu Akdeniz'in önemi günümüzde daha da artmış ve Kıbrıs Adası da bu sürecin bir parçasını teşkil ederek bir sorun haline dönmüştür. Günümüzdeki Kıbrıs sorunun oluşmasında arka planda meydana gelen olayların incelenmesi gerekmiş ve bu yüzden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş aşamaları ile var olduğu 1960-63 yılları arası meydana gelen gelişmeler araştırılmıştır. Adanın 1878 yılında Osmanlı yönetiminden çıkması ve İngiliz yönetimine geçmesiyle başlayan süreç Kıbrıs sorunun oluşumunu etkilemiştir. İngilizlerin adayı yönettiği dönemlerde yerli halk ile olan ilişkileri ve uluslararası çıkarlar doğrultusunda izlediği politika süreci etkilemiştir. Kıbrıs sorunun oluşmasında Kıbrıslı Rumlar ve Türkler iç unsur olarak rol almıştır. 18. ve 19. Yüzyıllarda Avrupa'da başlayan milliyetçilik akımının etkileri Kıbrıslı Rumları da etkilemiş ve Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazanması ile İngiliz yönetiminde olan adada Megali İdea fikrini benimsemişlerdir. Kilisenin çok büyük etkisi altında kalan Rumlar Megali İdea kapsamında Enosisi desteklemiş ve adanın Yunanistan'a bağlanması düşüncesini benimsemiştir. Rumlar bu amaçları doğrultusunda diplomatik yollarla Enosis'in gerçekleşmesi için Yunanistan ile iş birliği içerisinde çalışmıştır. Rumlar Enosis hedeflerine diplomatik olarak ulaşamadığı için EOKA örgütünü kurmuş ve şiddet yoluyla emellerini gerçekleştirmek istemiştir. Kıbrıslı Türkler de Enosis'in gerçekleşmemesi için Rumların kurduğu EOKA terör örgütüne karşılık olarak TMT'yi kurmuş ve Enosis'in engellenmesi için mücadele etmiştir. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan ise Kıbrıs sorunun oluşmasını direkt etkileyen devletler olmuştur. Rumların ve Yunanistan'ın gerek diplomatik gerekse şiddet yoluyla yaptığı baskılar nedeniyle İngiltere soruna Türkiye'yi dahil etmiştir. Bu süreçte Kıbrıs sorunun self determinasyon kapsamında uluslararası arenaya taşınması ile BM Türkiye'yi Kıbrıs sorununa taraf yapmıştır. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler de Enosise karşılık aksim tezini savunmuştur. Kıbrıs sorunun uluslararası boyut kazanması ve 1950'li yıllarda hüküm süren iki kutuplu dünya düzeninin bir sonucu olarak NATO üyesi olan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın sorunu çözmesi gerekmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar ile büyük nüfusa sahip Türk ve Rum halklarının eşit ortaklığında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs'ta yaşayan halkların anavatanları, İngilizlere ait üslerin varlığının devam etmesi ve adanın Türkiye ana karasına yakınlığı göz önünde bulundurularak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasına ek olarak Garanti ve İttifak Antlaşmaları imzalanmıştır. Kıbrıslı Rumlar ve Türkler İngiltere'den bağımsızlığını kazanması ile Kıbrıs Cumhuriyeti altında 16 Ağustos 1960'tan itibaren beraber yaşamaya başlamış ancak tarihsel sürecin getirdiği sorunlar bu ortaklığın çok sürmeyerek Aralık 1963'te bozulmasına sebep olmuştur. Rumların cumhuriyet yılları içinde eşit ortaklık esasında hazırlanan anayasayı tanımaması temel sorunu oluşturmuş ve Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Enosis için bir basamak olarak kullanmıştır. Rumların bu tutumları Türkler tarafından kabul edilmemiş ve bu nedenle 21 Aralık 1963 tarihinde Türklere karşı Rum saldırıları başlamıştır. Kanlı Noel olarak da adlandırılan Rum saldırıları sonucu güvenlik nedeniyle Türklerin devlet içindeki etkinliği bitmiş ve Kıbrıs cumhuriyeti'nin çözülüşü gerçekleşmiştir. In the historical period, the importance of the Eastern Mediterranean has increased even more and the island of Cyprus has become a part of this process and has become a problem. It was necessary to examine the events that took place in the background in the formation of the current Cyprus problem, and for this reason, the establishment stages of the Republic of Cyprus and the developments that took place between 1960-63 when it existed were researched. The process that started in 1878 when the island left the Ottoman rule and came under British rule affected the formation of the Cyprus problem. During the periods when the British ruled the island, their relations with the locals and the policy they pursued in line with international interests affected the problem. Greek Cypriots and Turkish Cypriots played a role as internal elements in the formation of the Cyprus problem. In the 18th and 19th centuries, the effects of the nationalism movement that started in Europe also affected the Greek Cypriots after Greece gained independence from the Ottoman Empire and they adopted the idea of Megali Idea in the island, which was under British rule. The Greeks, who were under the great influence of the Church, supported Enosis within the scope of the Megali Idea and adopted the idea of annexation of the island to Greece. In line with these aims, Greeks worked in cooperation with Greece for the realization of Enosis through diplomatic means. Since the Greeks could not achieve their Enosis objective diplomatically, they established the EOKA organization and wanted to realize their ambitions through violence. In order to prevent Enosis, Turkish Cypriots established the TMT in response to the EOKA terrorist organization established by the Greeks and fought to prevent Enosis. Britain, Turkey and Greece were the countries that directly influenced the formation of the Cyprus problem. Due to the pressure exerted by the Greeks and Greece both diplomatically and through violence, the Britain included Turkey to the problem. In this process, as the Cyprus problem was brought to the international arena within the scope of self-determination, the UN made Turkey a party to the Cyprus problem. Turkey and Turkish Cypriots defended the partition thesis in opposition to Enosis. NATO members Britain, Turkey and Greece had to solve the Cyprus problem as the problem gained an international aspect and as a result of the bipolar world order that dominated in the 1950s. The Republic of Cyprus was established with the equal partnership of the Turkish and Greek peoples with their large populations with the work carried out in this context. The Treaties of Guarantee and Alliance were signed in addition to the constitution of the Republic of Cyprus, which was established taking into account the homeland of the people living in Cyprus, the continued existence of British bases and the proximity of the island to mainland Turkey. Greek Cypriots and Turkish Cypriots started to live together under the Republic of Cyprus on August 16, 1960, but the problems brought about by the historical process caused this partnership to collapse in December 1963. The main problem was that the Greeks did not recognize the constitution which was prepared on the basis of equal partnership during the republic years and the Greeks used the Republic of Cyprus as a stepping stone for Enosis. These attitudes of the Greeks were not accepted by the Turkish Cypriots and for this reason, Greek Cypriot attacks against the Turkish Cypriots started on December 21, 1963. As a result of the Greek attacks, also known as the Bloody Christmas, the effectiveness of the Turkish Cypriots in the government ended due to security reasons and the disintegration of the Republic of Cyprus took place.
  • Item
    Behçet Kemal Çağlar'ın eserlerinde Atatürk imgesi
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Kahveci, Doğukan
    18. yüzyıldan itibaren gelişmeye başlayan Türk modernleşmesi, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle yeni bir evreye girmiştir. Bu süreç içerisinde Türk toplumuna önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunun tarihinin en önemli figürlerinin başında gelmektedir. Zira Atatürk, fikirleriyle ve devrimleriyle modernleşme hareketinin somut adımlarını atmakla kalmamış aynı zamanda giyinişi, davranışı ve günlük hayatı ile hayalindeki modern Türk kimliğinin yaşayan bir örneğini ortaya koymuştur. Atatürk'ün Türk toplumu için örnek bir kişilik teşkil etmesi, Türk edebiyatını da önemli ölçüde etkilemiştir. Bu bağlamda Cumhuriyet'in ilanı ile ivme kazanan yeni fikirler ve değerler, Türk edebiyatında Atatürk'ün şahsı ile bağdaştırılarak işlenmiş ve aktarılmıştır. Bu eğilim Atatürk'ün sağlığında ortaya çıktığı gibi Atatürk'ün vefatından sonra da çeşitli değişiklikler geçirmek kaydıyla etkisini sürdürmüştür. Böylece Türk şiirinde Atatürk'ü konu alarak Türk halkına seslenmek isteyen Atatürk şiirleri adında bir şiir türü doğmuştur. Behçet Kemal Çağlar, 1930'lu yıllarda sesini duyurmayı başarmış bir şair olarak Atatürk şiirleri türünün en bilinen şairlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Öyle ki şair, kendi döneminde çağdaşları tarafından Atatürk'ün Şairi, Ata'nın Şairi veya Devrimin Şairi unvanları ile anılmıştır. Çağlar'ın şiirleri incelendiğinde şairin bu unvanlar ile anılmasının tesadüfi bir sonuç olmadığı anlaşılmaktadır. Zira bu çalışmada da görüldüğü gibi Çağlar, sanatını tamamen Atatürk'e ve Atatürkçülüğe adamış bir edebi kariyer izlemiştir. Şairin bu tercihi birçok edebiyat araştırmacısı tarafından defalarca vurgulandığı gibi Çağlar, zaman zaman bu adanmışlığının aşırıya kaçtığı yorumuyla eleştirilmiştir. Çağlar'ın sanatının Türk edebiyatındaki yeri ve önemi hakkındaki görüşler değişiklik gösterse de araştırmacılar, şairin Atatürkçülüğe olan yaklaşımı konusunda hemfikirdir. Atatürk'ün sağlığında eserlerini vermeye başlayan Çağlar, bu dönemde Atatürk'ü yeni Türk devletinin faaliyetlerini Türk halkına aktarmak için bir aracı olarak kullanmaktadır. Şairin bu tercihindeki amacı şüphesiz ki Anadolu'da yaşayan Türk halkı ile Cumhuriyet arasında bir köprü görevi görmektir. Zira Çağlar'ın şiirleri incelendiğinde şairin oldukça sade bir dil kullandığı gibi Türk halk şiiri unsurlarını da modern Türk şiirine kazandırmaya çalışmaktadır. Atatürk ile kişisel bir yakınlığı bulunan Çağlar, Atatürk'ün vefatından oldukça derinden etkilenmiştir. Bu etki, şairin eserlerine de yansımıştır. Zira Atatürk'ün vefatını izleyen süreçte Çağlar'ın Atatürk imgesini kullanma yöntemlerinde değişikliğe gittiği görülmektedir. Atatürk'ün hayatını kaybetmesi ve 1950'li yıllar arasında Çağlar, Atatürk imgesini Cumhuriyet'in ilk yıllarına duyduğu özlemi ifade etmek için kullanmıştır. Bu dönemde kaleme alınan şiirlerde şair, Atatürk'ten sonra gelen hükûmetlere yönelik eleştirinde siyasetçileri Atatürk gibi olamamakla veya onun mirasına sahip çıkmamakla eleştirmiştir. Demokrat Parti'nin 1950-1960 yılları arasındaki iktidarı sırasında Çağlar'ın derin bir umutsuzluk içerisine düştüğü hissedilmektedir. Zira Demokrat Parti de Atatürk'ün devrimlerine ve fikirlerine bağlı kalmak konusunda şairi hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu dönemde yazılan şiirlerde Atatürk, Türk milletini tekrar kurtarması beklenen bir figür olarak işlenmiştir. Bu şiirlerde şair, Atatürkçülüğün Türk milleti için tek çıkar yol olduğunu sık sık vurgulamıştır. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile Demokrat Parti'nin iktidardan uzaklaştırılmasını olumlu bir gelişme olarak karşılayan Çağlar'ın darbeyi takip eden birkaç yıl için umut dolu bir dil kullandığı görülmektedir. Zira şair, bu gelişme neticesinde Atatürkçülüğün tekrar hâkim ideoloji olacağı fikrine kapılmıştır. Şair bu şiirlerinde Atatürk'ü muzaffer bir kişilik olarak yansıtmıştır. Ancak Çağlar'ın söz konusu umutları boşa çıkmış olmalı ki şair, bir süre sonra tekrar umutsuzluk dolu üslubuna geçiş yapmıştır. Bu gelişme neticesinde 1960'lı yılların ortalarından 1969 yılındaki vefatına kadar Çağlar, Atatürk'e yönelik özlem yüklü ve Atatürk'ün başarılarını işleyen şiirler yazmaya devam etmiştir. Çağlar'ın şiirlerindeki Atatürk imgesi dönemin şartlarından ve siyasi ikliminden yoğun olarak etkilenmiştir. Ancak şairin genel üslup özellikleri olarak Çağlar'ın şiirlerinde Atatürk'ün fiziksel olarak güzelliği ile öne çıkan bir insan, ilahi özelliklerle bezeli üstün bir figür ve bütün dünyada ses getirmiş etkili bir devrimci lider olarak yer aldığını belirtmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Behçet Kemal Çağlar, Atatürk, İmge, Şiir, İçerik Analizi Turkish modernization, which started to develop in the 18th century, entered a new phase with the proclamation of the Republic on October 29, 1923. Mustafa Kemal Atatürk, who has been a leader to the Turkish society in this process, is one of the most important figures of the Turkish society. Because Atatürk not only took the concrete steps of the modernization movement with his principles and revolutions, but also presented a living example of the modern Turkish identity with his behaviors and daily life practices. The fact that Atatürk was an exemplary personality for the Turkish society had a significant impact on Turkish literature. In this context, new ideas and values that gained momentum with the proclamation of the Republic were processed and transferred in Turkish literature by associating these ideas with the figure of Atatürk. This tendency, as it emerged in Atatürk's health, continued to be influential after Atatürk's death. Thus, in Turkish poetry, a type of poetry was born that named as Atatürk Poems that want to address the Turkish people by taking Atatürk as the subject. As a poet who managed to make his voice heard in the 1930s, Behçet Kemal Çağlar is considered to be one of the most well-known poets from movement of Atatürk poems. So much so that the poet was referred to by his contemporaries as Atatürk's Poet, Poet of the Father or the Poet of the Revolution. When Çağlar's poems are examined, it is understood that the poet's being mentioned with these titles is not a coincidence. Because, as seen in this study, Çağlar has followed a career that can make his literacy completely devoted to Atatürk and Kemalism. This preference of the poet, as emphasized elsewhere by many literary researchers, has been criticized by the interpretation that this devotion goes too far. Although opinions on the place and importance of Çağlar's literacy in Turkish literature differ but researchers agree on the poet's approach to Kemalism. Çağlar, who started to produce his works when Atatürk was alive, uses image of Atatürk as a tool to convey the activities of the new Turkish state to the Turkish people in its early period. The purpose of the poet in this choice is undoubtedly to act as a bridge between the Turkish people living in Anatolia and the Republic. Because when the poems of Çağlar are examined, the poet uses a very plain language and tries to bring elements of Turkish folk poetry into modern Turkish poetry. Çağlar, who has a personal affinity with Atatürk, was deeply affected by Atatürk's death. This effect is also reflected in the poet's works. Because, in the process following Atatürk's death, it is seen that Çağlar changed the way he used the image of Atatürk. Between the death of Atatürk (1938) and the 1950s, Çağlar used the image of Atatürk to express his nostalgia for the first years of the Republic. In the poems written in this period, the poet criticized the politicians for not being like Atatürk or not protecting his legacy in his criticism of the governments that came after Atatürk. It is felt that Çağlar fell into a deep despair during the ruling of the Democratic Party between 1950-1960. Because the Democrat Party also disappointed the poet in the matter of sticking to Atatürk's reforms and ideas. In the poems written during this period, Atatürk was treated as a figure who was expected to save the Turkish nation again. In these poems, the poet has often emphasized that Kemalism is the only way out for the Turkish nation. Çağlar considered the removal of the Democrat Party from power by the 27 May 1960 Military Coup as a positive development, and he seems to have used a hopeful language for a few years following the coup. As a result of this development, the poet got the idea that Kemalism would become the dominant ideology again. The poet reflected Atatürk as a victorious figure in these poems. However, the hopes of Çağlar must have been in vain, as the poet switched his style to a style that full of despair after a while. Thus, from the mid-1960s until his death in 1969, Çağlar continued to write poems full of longing for Atatürk and about Atatürk's achievements. The image of Atatürk in Çağlar's poems was heavily influenced by the conditions and political climate of the period. However, as the general stylistic features of the poet, it is possible to state that in the poems of Çağlar, Atatürk is a person who stands out with his physical beauty, a superior figure adorned with divine features, and an influential revolutionary leader who has made a name for himself all over the world. Keywords: Behçet Kemal Çağlar, Atatürk, Image, Poetry, Content Analysis
  • Item
    Rumeli'deki dağlı isyanlarından bir eşkıya figürü: İnce Stoyan
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Sedef, Yağmur
    III. Selim yükselen anarşinin ve dış ilişkilerde yoğun bir hareketliliğin olduğu 1789'dan 1807'ye dek tahtta kalmıştır. Reformcu padişah köklü bir değişiklik için destek bulamayacağının farkındaydı lakin en azından mevcut yapıyı iyileştirme yoluna gitmek niyetindeydi. Velhasıl Sultan Selim'in Nizam-ı Cedid ordusuna yönelik muhalefet oldukça güçlüydü. Âyân denilen 'yerel elitler' Bab-ı Ali'ye tehdit oluşturuyor, anarşi ortamının artmasına neden oluyordu. Merkezi otorite zayıflamıştı ve taşrada âyânların sözü geçiyordu. Kimisi asilere karşı hükümet yararına işler yapmışsa da halkın sırtına vergiler yükleyerek ve kendilerine eşkıyalardan ordu kurarak isyana kalkışanlar da pek çoktu. Daha sonra da bu isimle anılacak olan Kırcalı eşkıyaları ilk kez Rodop eteklerinde görülmüşlerdir. Eşkıyaların içinde hem Müslüman hem Hristiyan halk yer alır, bu asiler vahşidir ve köyleri yağma ederler. Birçoğu için eşkıyalık bir ekmek kapısına dönüşmüştür, âyânlara askeri hizmet vererek ya da yağma yoluyla para kazanma yoluna giderler. Bu eşkıyalık hareketleri XIX. yüzyılda etkisini gösterecek olan milli benlik duygusundan yoksun olduğu halde asileri bastırmak aynı anda içte ve dışta birçok sorunla karşı karşıya olan Osmanlı merkezi otoritesi için zorluk teşkil etmiştir. Osmanlı'da soyguncu, eşkıya, haydut anlamına gelen kelime Balkanlarda hajduk/haiduk/ hajdutin olarak kullanılır. Dağlı isyanları özelinde Bulgar haydutların çoğunlukta olduğunu görürüz. Bu Bulgarlardan biri de Yeniçeri Ocağı çıkışlı olduğu rivayet edilen İnce Stoyan/ İnce Voyvoda'dır. İnce, Balkanlarda haydut kavramının yerini ve nesilden nesle halk hafızasında nasıl taşındığını anlayabilmek adına önemli bir örnektir. Onun adına hikâyeler, türküler, şiirler yazılmıştır. Bir köye adını vermiş, heykeli dikilmiştir. O yakıp yıkan, yağma yapan Kırcalı birliklerinin içindedir lakin ona atfedilen özellikler, efsaneler ve kahramanlık hikâyeleri onu 'halkın koruyucusu ve öç alan haydut figürü' olarak öne çıkarmıştır. Kısacası, İnce, halk yaratıcılığının bir kahramanı nasıl yarattığını gözler önüne serer. Böylece, dağlı isyanları dönemi olarak adlandırdığımız aynı zaman diliminin iki farklı toplum için ne anlam ifade ettiğini anlayabiliriz. Anahtar Kelimeler: Dağlı İsyanları, Haydut, Voyvoda, Halk Yaratıcılığı, Edebiyat. Under Sultan Selim's rule (1789- 1807), there was a rise in anarchy and a number of activity in international relations. Sultan, the reformer, was aware that he couldn't convince everyone to approve a significant challenge, but he still wanted to make the current situation better as soon as possible. However, Sultan Selim's Nizam-ı Cedid Army faced a lot of opposition. The 'local elites,' the âyâns, were threatening Sublime Porte and spreading disorder. The âyâns were in charge of the provinces, while the central government was weaker. Even if some of them worked in favor of the government against the rebel, the number of those who attempted to disobedience by imposing taxes on the citizens and assembling an army of the bandits was also extremely significant. The bandits of Kardzhali, afterwards known by this name, were first observed in the slopes of the Rhodope Mountains. The bandits included both Muslims and Christians. These rebels were savages who pillaged towns and villages. Several of them were banditors for a living. They earned money by stealing or fighting in the army of the âyâns. Even though these banditry movements lacked the sense of national identity that would manifest itself in the 19th century, the Ottoman central government, which was dealing with a number of internal and external problems, found it difficult to crush the rebels. Hajduk/ Haiduk/ Haydutin is the Balkans' equivalent of the Ottoman Empire's use of the phrases 'robber' and 'bandit.' It is clear that Bulgarian hayduts are the majority in Kardzhalis. According to reports, one of these Bulgarians is a member of Janissary Corps, named İnce Stoyan/İnce Voivoda. In order to comprehend what haydut means in the Balkans and how they are passed down from one generation to the next in popular memory, İnce is a vital case study. Poems, songs and stories have been written in his honor. A village was named after him, and a statue of him was built. His characteristics, legends and epic tales set him apart as the 'protector of the people and the avenging haydut figure.' In short, İnce helps us to see how ordinary people's imaginations create heroes. Thus, we may understand what the Kardzhalis meant to two different cultures throughout that time. Key Words: Mountain Uprisings, Haydut, Voivoda, Local Artistic Expression, Literature.
  • Item
    HİZMET SEKTÖRÜNDE ÇALIŞANLARIN PANDEMİ SÜRECİNDE YAŞADIKLARI KAYGILAR VE GELECEĞE İLİŞKİN ALGILARI: BİR ZİNCİR OTEL ARAŞTIRMASI
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Çam, Gülşah
    Turizm sektörü, pandeminin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği sektörlerden biridir. Pandeminin yarattığı belirsizlik, tüketici davranışlarında değişimlere yol açmıştır. Özellikle turistik tüketicilerin eğlenme, dinlenme, yeme-içme gibi taleplerini gerçekleştirme isteğinin sürekli var olduğu göz önüne alındığında, bu talepleri minimum riskle karşılamaya çalışan turizm sektörünün, pandemi sürecinde birçok konuda değişime gitmesi gerekmiştir. Tüketicilerin hastalığa yakalanma korkusundan kaynaklanan seyahate çıkma endişesi, seyahat etmek isteyen turistlerin turistik işletmeleri seçerken aradıkları nitelikler ve kanunen yerine getirilmesi zorunlu şartlar, birçok işletmenin faaliyetlerini durdurmasına neden olmuştur. Faaliyetlerini geçici yada yarı zamanlı olarak durdurma kararı alan işletmelerde, iş görenlerin de durumdan olumsuz etkilendiği görülmektedir (Eroğlu Gümüş, S.2021; Belber, B. G., 2021). Gittikçe artan uluslararası seyahat kısıtlamaları otelcilik endüstrisine darbe vurmuş ve tüm ekonomik sektörlerde olduğu gibi iş gücünün azalmasına yol açarak iş kaybına yol açmıştır. (Özdemir Güzel, S.,2021). Bu çalışmada amaç pandeminin otel işletmeleri çalışanları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda bir zincir otel işletmesi çalışanlarının Covid-19 salgını sürecinde yaşamış oldukları zorluklar, kaygılar ve geleceğe ilişkin algılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ankara’da faaliyet gösteren bir zincir otel işletmesinde çalışan toplam yirmi beş katılımcıya anket uygulayarak veri toplanmıştır. Sürecin çalışanlara ekonomik kayıp yaşattığı, belirsizlik hissi ve iş kaybetme korkusu oluşturduğu, kaygı ve endişe seviyelerinin yükseltmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra pandemi sürecinin çalışanların büyük bir çoğunluğunun kariyer ile ilgili beceri elde etmelerine engel olmadığı, meslek değişikliği düşünmedikleri elde edilen diğer bir sonuçtur. Çalışmanın bir diğer bölümünde, zincir otel işletmesinin yöneticisine elektronik ortamda sorular yöneltilmiştir. Pandeminin turizm sektörüne ve işletmelerine etkisine dair düşüncelerinin, süreçte uyguladıklarını stratejilerin, sektör ve işletme bazında önerilerinin, devletten ve yerel yönetimden beklentilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Covid-19, Zincir Otel, gelecek kaygısı ABSRTACT The tourism sector is one of the sectors where the negative effects of the pandemic are felt most. The uncertainty created by the pandemic has led to shifts in consumer behaviour. The tourism sector, which is trying to meet these demands with minimal risk, has had to go for change on many issues in the pandemic process, especially given that the willingness of tourist consumers to perform their demands such as having fun, resting, eating and drinking. Concern about travelling stemming from consumers' fear of contracting the disease, the qualifications that tourists looking to travel seek when choosing tourist businesses, and mandatory requirements to be met by law, have led many businesses to cease operating. Businesses that have decided to cease their operations temporarily or part-time appear to be negatively affected by the situation (Eroğlu Gümüş, S. and Belber, B. G., 2021). Increasingly international travel restrictions have dealt a blow to the hospitality industry and, as with all economic sectors, have led to reduced workforce, leading to job loss. (Özdemir Güzel, S., 2021). The aim in this study is to assess the effects of pandemic on employees of hotel businesses. It is intended to assess the challenges, concerns and perceptions of the future experienced by employees of a chain hotel business during the Covid-19 outbreak. To this end, data was collected by conducting surveys of twenty-five respondents working in a chain hotel business operating in Ankara. It has been concluded that the process has caused workers economic loss, created a feeling of uncertainty and fear of losing jobs, and raised levels of anxiety and anxiety. Furthermore, the pandemic process does not prevent a large majority of employees from obtaining career-related skills; it is another outcome they do not consider a change of profession. In another part of the study, questions were posed electronically to the manager of the chain hotel business. Their thoughts on the impact of the pandemic on the tourism sector and businesses, strategies they have implemented in the process, their recommendations on a sector and enterprise basis, their expectations from the state and local government are intended to be assessed. Keywords: Pandemic, Covid-19, Chain Hotel, future anxiety
  • Item
    SOSYAL MEDYANIN PAZARLAMA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
    (Ankara Üniversitesi, 2023) İlhan, Bengü
    Bu çalışma, pazarlama stratejilerinin sosyal medya üzerindeki etkilerini incelemektedir. Günümüzde, dijital çağın getirdiği hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte sosyal medya platformları, işletmelerin hedef kitleleriyle etkileşim kurmaları ve pazarlama faaliyetlerini yürütmeleri için önemli bir araç haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, pazarlamacıların sosyal medya platformlarını nasıl etkili bir şekilde kullanabileceklerini anlamak ve bu etkilerin işletmeler üzerindeki sonuçlarını değerlendirmektir. Çalışma, ilk olarak sosyal medyanın pazarlama alanında neden önemli olduğunu açıklamaktadır. Sosyal medya, geniş bir kullanıcı kitlesine erişim sağlar ve interaktif doğasıyla markaların müşterileriyle doğrudan etkileşim kurmalarına imkân tanır. Ayrıca, sosyal medyanın reklam maliyetleri açısından diğer geleneksel pazarlama kanallarına kıyasla daha ekonomik olduğu da vurgulanmaktadır. Çalışmanın devamında, sosyal medyanın işletmeler üzerindeki etkileri incelenmektedir. Sosyal medyanın marka farkındalığı oluşturma, müşteri ilişkileri yönetimi, hedef kitleye ulaşma ve satış artırma gibi pazarlama hedeflerine nasıl katkıda bulunduğu detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Örneğin, sosyal medya platformları aracılığıyla markalar, hedef kitleleriyle etkileşim kurarak müşteri sadakati oluşturabilir ve müşterilerinden gelen geri bildirimlere hızlı bir şekilde yanıt verebilir. Ayrıca, sosyal medyanın pazarlama stratejilerinin ölçülebilirliğini artırdığı ve analiz edilebilir veriler sunarak pazarlamacılara daha iyi kararlar almaları konusunda yardımcı olduğu vurgulanmaktadır. Sosyal medya analitiği araçları sayesinde, pazarlamacılar kampanyalarının etkisini takip edebilir, demografik verilere dayalı hedefleme yapabilir ve kullanıcı davranışlarını daha iyi anlayarak pazarlama stratejilerini optimize edebilirler. Sonuç olarak, bu çalışma pazarlamanın sosyal medya üzerindeki etkilerini incelemekte ve işletmelerin sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanarak pazarlama stratejilerini geliştirebileceklerini göstermektedir. Sosyal medya platformları, markaların geniş kitlelere ulaşmasını, müşterileriyle etkileşim kurmasını ve marka sadakati oluşturmasını sağlayan güçlü bir araçtır. Ancak, başarılı bir sosyal medya pazarlama stratejisi için dikkatlice planlama, hedef belirleme ve sürekli analiz gerekmektedir. This study examines the effects of marketing strategies on social media. In today's digital age, social media platforms have become important tools for businesses to interact with their target audience and conduct marketing activities, thanks to rapid technological advancements. The aim of this study is to understand how marketers can effectively utilize social media platforms and evaluate the impacts of these effects on businesses. The study initially explains why social media is important in the field of marketing. Social media provides access to a wide user base and allows brands to directly interact with their customers through its interactive nature. Additionally, it emphasizes that social media is more cost-effective in terms of advertising expenses compared to other traditional marketing channels. Furthermore, the study examines the effects of social media on businesses. It extensively discusses how social media contributes to marketing objectives such as brand awareness, customer relationship management, reaching the target audience, and increasing sales. For instance, through social media platforms, brands can create customer loyalty by engaging with their target audience and quickly responding to customer feedback. Moreover, it highlights that social media enhances the measurability of marketing strategies and assists marketers in making better decisions by providing analyzable data. With social media analytics tools, marketers can track the impact of their campaigns, perform targeted marketing based on demographic data, and better understand user behavior to optimize marketing strategies. In conclusion, this study examines the effects of marketing on social media and demonstrates that businesses can develop their marketing strategies effectively by utilizing social media. Social media platforms are powerful tools that enable brands to reach a wide audience, interact with customers, and foster brand loyalty. However, successful social media marketing requires careful planning, goal setting, and continuous analysis.